Çalışan Deneyimi ile Geçen 2 Yıl

Çalışan deneyimi ile ciddi bir şekilde ilgilenmeye başlayalı tam olarak 2 yıl oluyor.

Pandeminin tüm hışmıyla dünyayı kasıp kavurduğu 2020 yılının son aylarında İK Müdürü olarak görev aldığım firmam otomotiv yan sanayi alanında faaliyet gösteren 750 çalışanlı bir üretim tesisiydi.

Şirketin tüm Liderlik Ekibi, İş Yeri Hekimi, İş Güvenliği Uzmanı tek vücut olarak fabrika genelinde uçtan uca onlarca önlemi beraberce devreye aldık.

Hatta o zamanlarda Türkiye’de çok sayılı firmada bulunan tesisin havalandırma kanallarına doğrudan entegre edilen UV ışınlı hava filtreleri ve içerideki havayı alıp dışarı veren, dışarıdaki temiz havayı da tesis içine basan yüksek emiş güçlü hava pompaları gibi majör yaıtırmları devreye alarak pandeminin tesislerimize girmemesi için eldeki tüm imkanlarla karşı koymaya çalışıyordu.

Tüm bu önlemlere karşın Covid’in ne olduğunu, nasıl mücadele edeceğimizi daha da önemlisi bu hastalığı nasıl yeneceğimizi bilmediğimiz için elbette ki kaygılı ve endişeliydi.

Mavi yaka çalışanlarımızın pandemi sebebiyle yaşadıkları kaygı ve endişe dolayısıyla hatta çıkmak istemediği, beyaz yaka çalışanların uzaktan çalışmak isteyip tesislere gelmekten çekindiği bir dönemdi.

Hastalık dünya çapında pek çok tesisi etkilemiş, üretim sektöründe küresel ölçekte yaşanan personel sıkıntıları birbirine öncül ve ardıllar olarak eklenmiş pek çok iş halkasından oluşan tedarik zincirini vurmuştu.

Tedarik zincirinde tek bir firmanın bile üretimi durdurmak zorunda kalması kocaman bir üretim zincirinin, dünyanın öbür ucuna kadar durması anlamına gelebiliyordu.

Üretim durmasıyla oluşan nakit akışına önlem olarak tüm Organize Sanayi firmalara kısa çalışmaya geçti. Kısa çalışma her ne kadar çalışanın gelir sürekliliği anlamına gelse de işlerin yolunda gitmemesi işçinin, çalışanın kaygı seviyesini yükseltiyordu.

Pandemi insanları evlerine kapatmış, aileleriyle, sevdikleriyle, eş, dost, akrabaları ile görüşmesine engel olmuştu.

Çocuklar okula, büyükler işe gider, alışveriş marketten yapılır, meyve sebze pazardan alınır gibi ömürlük paradigmalarımız yıkılmış hepimiz nefesimizi tutmuş bekliyorduk.

İşte böyle bir zamanda 20 yıllık İK tecrübemin içinde bulunduğum bu karmaşada bana yeterli olmadığını, kurumuma, çalışanlarımıza daha faydalı olabilmeme yardımcı olacak hiç mi bir şey yok diye araştırırken çalışan deneyimini buldum.

2020 yılının Ağustos ayında İngiltere’de Ben Whitter tarafından verilen HEXP (Holistic Employee Experience Practitioner) Sertifikasyon Programına, hemen sonrasında da Amerika’da Jacob Morgan tarafından verilen Employee Experience Crash Course programına katılıp yıl sonuna doğru sertifikalarımı almaya hak kazanarak iki farklı uluslararası alan liderinden akredite olan ilk Türk Çalışan Deneyimi Profesyoneli unvanını güzel ülkemize getirmemin üzerinden 2 yıl geçmiş.

O günden bu yana, bu 2 yıl içerisinde çalışan deneyimini Türkiye’de daha çok kişi ve kuruma ulaştırmak için hep bir gayret içerisinde olduk. Türkiye Çalışan Deneyimi Topluluğu da bu amaç ile kuruldu. Mottosu bu sebeple “Farkındalık | Yetkinlik | Sahiplik” olarak belirlendi.

Çünkü hayatımız boyunca uykudan sonra en çok vakit ayırdığımız faaliyet çalışmak ve hepimiz daha iyi bir çalışma deneyimini hak ediyoruz.

Çünkü deneyime odaklanmak; mutlu, sağlıklı, verimli ve üretken bir işgücüne sahip olmak için sadece iyi değil, bence tek yol.

 

Leave a comment